Besmele-i Şerif “Bismillahirrahmanirrahim”dir. Besmele şu anlama gelmektedir: “Rahman (çok acıyan) ve Rahim (son derece esirgeyici) olan Allah'ın ismi ile.”

Hanefi mezhebine göre besmele müstakil (başlı başına) bir ayettir. Surelerin arasına ayırmak için bir kere indirilmiş ve her surenin başında tekrarlanmıştır. Ancak o surelerden bir ayet değildir. Şafiîlere göre her surenin başındaki besmele o surenin bir ayetidir ve 114 sure ile birlikte inmiştir. Bununla beraber Nesefî tefsirinde zikredildiğine göre Medine, Basra ve Şam kurrası (kıraat alimleri) ve fukahası (fıkıh alimleri) besmelenin ne Fatiha'dan ne de diğer surelerden ayet olmadığında ittifak etmişlerdir. Neml suresindeki 30. ayetindeki besmele müstesnadır. Çünkü oradaki besmele o sureden bir ayettir. Bundan dolayı onlara göre namazda besmele cehrî (sesli) okunmaz. Mekke ve Kûfe kurrası ise besmeleyi Fatiha'dan ve her sureden ayet olduğu görüşü üzerindedir. İmam Şafiî  ve arkadaşları da bu görüş üzerindedir. Bu nedenle onlar namazda besmeleyi cehrî (sesli) okurlar.

Her işe besmele ile başlamak bir fazilettir. Çünkü besmelede okunan Rahman ve Rahim isimleri vasıtasıyla bu işlere rahmetin tecelli etmesi sağlanmış olur. Bu da yapılan işin hayırlı ve bereketli olmasını temin eder.

Besmelenin surelerin başında okunması, surelerdeki azap ve ceza hükümlerinin Rahman isminin okunması ile zayıflatılmasına vesile olur. Aynı şekilde Rahîm ismi ile müminlerin günahlarının affedilmesi ve onlardan korunmasına vesile olunacağı beklenebilir.

Ancak Tevbe suresi besmele ile başlamaz. Bunun nedeni çeşitli olarak İslam alimleri tarafından açıklanmıştır. Bu açıklamalardan en çok dikkati çeken şudur: Tevbe suresinde kafir ve müşriklere ağır ihtarlarda bulunulmaktadır ve ağır azap haberleri verilmektedir. Besmeledeki Rahman sıfatı, bu sure okunmadan önce zikredilmiş olsa, ağır azaplarının etkisinin zayıflatılması beklenebilir. Bu nedenle Tevbe suresine başlarken besmele söz konusu olmamıştır.

Bununla beraber Tevbe suresi ile ilgili bir husus dikkat-i şayandır. Aşağıda hikmetleri detaylı olarak anlatılacak olan Ba harfi, Besmelenin ilk harfidir. Besmeleyle başlayan bütün sureler Ba harfiyle başlamış olurlar. Ba harfindeki bu hikmet Tevbe suresinde de söz konusudur. Çünkü Tevbe suresi “Barâe” kelimesi ile başlar. Bu kelimenin de ilk harfi Ba dır. Buna göre Ba harfinin hikmeti bütün besmeleyle başlayan surelerde olduğu gibi Tevbe suresinde de geçerlidir.  Bu, Kur’an’ı Kerim’in nasıl bir mucizevi bir kitap olduğunun bir delilidir.

 

Besmele İle İlgili Hadisler

 • İbni Ömer (ra)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resulallah (sav) şöyle buyurdu: “Cibril-i Emîn bana vahiy getirdiği zaman, ilk olarak Bismillahirrahmanirrahim derdi.”

 • İbni Abbas (ra) şöyle söylemiştir: “Müslümanlar (Asr-ı saadet'te bulunan sahab-i kiram) besmele inmeden bir surenin bittiğini bilmezlerdi. Besmele-i Şerif indiği zaman (surelerin arasını ayırdı için bir surenin bittiğini ve diğer surenin başladığını) anlarlardı.”

• Hz. Osman (ra) bir gün Resulullah'a besmeleyi sordu. Resulallah da şöyle buyurdu: “O besmele Allah Teâlâ'nın isimlerinden bir isimdir. Onunla Allah'ın en büyük ismi (İsm-i Azam) arasında ancak gözün siyahı ve beyazı arasındaki kadar yakınlık vardır (yani birbirlerine o kadar yakındırlar).”

• Câbir İbn-i Abdullah (ra) rivayet ediyor ki: “Allah Teâlâ, Besmele-i Şerif hangi şey üzerine okunursa muhakkak o şeyde bereket yaratacağına dair İzzet ve  Celâli’nin (ululuğunun ve büyüklüğünün) üzerine yemin etti.”

• Hz. Ali (ra) Peygamberimiz (sav)’den şu hadisi rivayet etmiştir: “Bir tehlikeye düştüğünde “Bismillahirrahmanirrahim, La havle ve la kuvvete illa billahilaliyyil azim” de. Zira bunun sebebi ile Allah dilediği belaları geri çevirir.”

• İbni Mesud (ra) Peygamberimiz (sav)’den şu hadisi rivayet etmiştir: “Her kim Besmele-i Şerife’yi okursa onun her harfine karşılık 4000 sevap yazılır, 4000 günah silinir ve kendisi 4000 derece yükseltilir.”

 

Besmele Her Hayrın Başıdır

“Bismillâh” (Allah adı ile) her hayrın başıdır. Bu kelime bütün mevcudatın hal lisanı ile söylediği zikridir. Yani bütün mevcudat kendi lisanları ile Bismillâh derler. Evrendeki bütün olaylar onun adı anılarak oluşur. Onun adı anılmadan hiçbir şey meydana gelmez.

Bediüzzaman Said Nursi (ks), Sözler adlı kitabında bu konuda şunları söylemektedir:

“Allah Teâlâ kullarına verdiği bütün nimetlerin karşılığı olarak onlardan şu üç şeyi istiyor. Bunlar zikir, şükür ve fikirdir. Başta “Bismillah” demek bir zikirdir. Sonunda “Elhamdülillah” demek şükürdür. Ortada bu kıymetli sanat harikaları olan nimetlerin, Ehad ve Samed olan Allah'ın birer mucizesi ve rahmet hediyesi olduğunu düşünmek ise fikirdir.”

 

Besmeledeki Bazı Manevi Sırlar

1) Besmele insanın Arşa çıkması için bir yoldur. Çünkü besmele yukarıdan indirilmesi ile, kainat meyvesi olan ve alemin küçük bir nüshası olan insana kadar varır. Böylece insan ile arş birbirine bağlanmış olur.

2) Kur'an-ı Kerim, bütün kainattaki varlıklarda gözüken Vahidiyet (birlik, benzersizlik) içinde akılları boğmamak için, bu Vahidiyet içindeki Ehadiyeti (tekliği) göstermektedir. Yani Allah Teâlâ'nın Vahid (tek) oluşu, bütün varlıklarda akıl ile vardığımız Ehadlık  (teklik) özelliği vasıtasıyla görülmektedir. Bu şuna benzer: güneşin aslının ne olduğunu anlamak doğrudan mümkün değildir. Fakat onun varlıklar üzerindeki yayılmasından bütün parlaklıklarda güneşin aksetmesini görebiliriz. Böylece güneş idrak edilmiş ve akıllılarla kavranabilmiş olur. Aynı şey Vahid olan Allah'ın kâinattaki varlıklardaki tecellilerini müşahede ederek, onun Ehad (tek) olduğu düşüncesine varmamızdır. İşte vahidiyetteki akılla algılanabilen ehadiyetin damgası olan üç önemli husus “Bismillahirrahmanirrahim” de mevcuttur. Ehadiyet ve Samediyet insanın kalbinde Allah'ın bütün isimleriyle tezahürüdür. Bu nedenle varlıklar ile ilgili her bir isim, bütün mevcudatı ihata eder (içine alır). Bunlardan üç tanesi besmele içindedir. Bunlar Allah, Rahman ve Rahîmdir.

3) Rahman isminin sonucu olan rahmet ile sınırsız olan şu kâinatın şenlendirilmiş olduğu gözlemlenmektedir. Rahmet karanlıktaki varlıkları ışıklandırılmış ve varlıkların ihtiyacı olan her şeyi onlara vermiştir. Bütün kainatı insanın emrine veren yine rahmettir. Bu fani insanı ebede namzet eden ve ezeli ve ebedi olan Allah ile muhatap ve dost yapan yine şüphe yoktur ki rahmettir.

İşte rahmet böyle kuvvetli, cazip ve sevimli bir hakikattir. Bu nedenle de besmeleyi zikretmek gerekir. Çünkü besmelede Rahman ismi geçiyor. Rahman ismi ile kainatın perdesi arkasındaki bir Kadîr-i Mutlak’ın ilmi insanlara yardım eder. Demek ki kâinattaki varlıklar insanın tanınması için değil, insanı bilen ve tanıyan, merhamet eden bir Zat’ın tanınmasının ve bilinmesinin delilleridir. Bu zayıf bir varlık olan insana, mükemmel bir kainatı emrine vermek ve ona yardım için göndermek Rahman isminin bir tecellisidir. Bu nedenle böyle bir rahmet, insanda külli ve halis bir şükür ve ciddi bir hürmet ister. İşte bu hürmet besmelenin zikredilmesi ile elde edilir.

Ey insan!  Seni en güzel surette yaratan, senin yüzünde Rahmet ve Ehadiyet mühürünü vazeden Allah, seni nasıl başıboş bırakır, sana önem vermez, sana yönelen evreni abes ile yaratır. Böyle güneş gibi ortaya çıkan rahmeti nasıl inkar edebilirsin? Bu rahmetin arşına erişmek için miracın besmele olmalıdır.

4) Bir hadis-i şerifte ifade edilmiştir ki: “Şüphesiz Allah insanı kendi suretinde yaratmıştır.” Bu hadisin anlamı, insanın Allah'ın Rahman ismini tamamen gösteren bir sureti olduğudur.

Ey insan! Rahmet seni Allah'ın huzuruna çıkarır ve O’na dost yapar ve sana sevgili bir kul yapısı verir. Nasıl biz güneşe ulaşamıyorsak, fakat onun ziyaları bize ulaşabiliyorsa, biz de Allah Teâlâ’nın Zat’ına sonsuz uzağız, O’na varamayız. Fakat O’nun rahmet ziyası bize ulaşır ve böylece bizi kendisine yakın eder.

Bu rahmeti bulan ebedi tükenmeyen bir nur hazinesini bulmuş olur. Bu hazineyi bulmanın yolu Peygamberimiz (sav)’in sünnetine uymak ve ona tâbi olmakla mümkündür. Çünkü Peygamberimiz alemlere rahmettir.

“Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Nebe, 21/107)

Peygamberimizin rahmetin cisimlenmiş halidir. Ona vesile ise salavattır. Salavatın manası rahmettir. Bu nedenle insan rahmet anlamıyla salavat getirmelidir. Bu rahmet hazinesinin en kıymetli pırlantası ve kapıcısı Peygamberimiz olduğu gibi, en birinci anahtarı da Besmele-i Şerif’tir ve diğer bir anahtarı da salavattır.

 

Besmeledeki İlahi İsimler

Alem büyük bir kitaptır. Bu büyük kitap, Kur'an-ı Kerim, Hakk’ın sözlü okumasıdır. Bu kitap, açılmış varlık sayfalarında yazılmış ve rakamlanmış harflerdir. Yazmak sonsuza dek bitmeden sürer. Kur'an Fatiha suresi ile açılmıştır. Besmele Fatiha'nın açılışıdır. Besmele Fatiha'nın ilk ayeti veya bir eki gibi onun ayrılmaz bir parçasıdır.

İlahi isimler Adem'in varlık sebebi ve alemde egemen ve etkisi olan şeylerdir. Besmele üç ilahi isimden ibarettir. Bu nedenle besmele gizli başlangıcın habercisidir. Bu gizli başlangıç alemin varlığının başlaması ve ortaya çıkmasıdır. Yani alemin ortaya çıkması besmeledir. Diğer bir ifade ile Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla alem ortaya çıkmıştır.

Besmele üç ilahi isme tahsis edilmiştir. Allah ismi bütün isimleri toplayan isimdir. Er-Rahman genel bir niteliktir. Bu nedenle Allah dünya ve ahiretin Rahman’ıdır. Bu genel rahmet ile Allah, âlemdeki her şeye dünyada rahmet eder. Er-Rahîm ismi ahiret hayatında iman eden herkese tahsis edilmiştir. Bu nedenle de diğer kardeşi olan rahmetten ayrılır. Dünyadaki rahmet ise her şeye şamildir. Kişi kafir doğup mümin ölebilir veya dünyada kafir olarak veya mümin olarak yetişebilir. Buna göre alem bu üç isim vasıtasıyla, Allah isminde genel,  Rahman ve Rahim isimlerinde ise ayrıntılı olarak tamamlanmıştır.

 

Ba harfinin işaret ettiği anlam (işâri anlamı):

Besmelenin ilk harfi “Bismi” (bi-ismihi, Allah'ın adıyla) da geçen Ba harfidir. Varlık Ba harfi ile zuhur etmiştir. Ba harfindeki nokta sayesinde ibadet eden ettiğinden, âbid mabuddan ayrılmıştır. Bu konuda İslam mutasavvıflarının bazılarının ifadeleri şöyledir:

• İmam Şiblî (ra):  “Ben Ba harfinin altındaki noktayım.”

• Şeyh Ebû Medya (ra):  “Her ne gördümse üzerinde Ba yazılıydı.”

Ba harfi bütün varlıklara eşlik etmektedir. Her şey Ba harfi vasıtasıyla var olmuş ve ortaya çıkmıştır. “İsm” kelimesindeki Elif'e gerek duyulmamış, Ba harfi doğrudan “İsm”de bulunan vasıl hemzesinin yerini almıştır. Harekeli olarak çekilmiş olan hemze varlığı ifade eder. Böylece kudret diye ifade edilir. Hemze harekeli olarak çekilerek, nutka (söze) ulaştırılmıştır. Söz ise yoktan var etmedir, yani yaratmadır. Sakin (harekesizlik) ise yokluktur. Dolayısıyla, bu sonradan yaratılmışın yok iken var olma vaktidir ki o da “Bismi” deki Sin harfidir. Böylece yokluk Mim harfi sayesinde mülk alemine girmiş oldu. Çünkü Mim harfi, harfler aleminde varlığın simgesidir.

Buna göre bütün alemler “Bismi” sözü ile var olmuş ve şehadet aleminde ortaya çıkmıştır. Ba harfinde üç durum söz konusudur: Ba’nın şekli, nokta ve hareke. Bu nedenle alemler üçtür. Ba’nın şekli melekût, noktası ceberût ve harekesi ise şehadet ve mülk alemini ifade eder. Ba harfinin yerini aldığı düşmüş Elif ise her şeyi var eden hakikattir. Bu hakikat, Hakk’ın bir rahmeti olarak Ba’nın altındaki nokta vasıtasıyla perdelenmiştir.

 

Elif'in işâri anlamı:

“Bism”deki Elif, şu iki ayette Ba ile Sin arasında ortaya çıkmıştır:

“İkra’ bism Rabbike (Rabbinin adıyla oku)” (Alak, 96/1)

“Bismillahi mecrâhâ (geminin yüzüp gitmesi Allah'ın adıyladır)” (Hud,11/41)

Fakat Sin ve Mim harfleri arasında görülmemiştir. Eğer Elif, gemiden söz eden ayetteki “Bismillahi mecrâh┠ifadesinde ortaya çıkmasaydı, gemi yürümez; “İkra bismi Rabbike” ayetinde ortaya çıkmasaydı, hiçbir benzer kendi hakikatini bilemez ve suretini göremezdi.

Sin ve Mim harfleri başkalaştırma ve fiillerin niteliklerinin mahallidir. Elif harfi Sin ve Mim harfleri arasında çıkmamıştır. Eğer orada Elif ortaya çıksaydı, Sin ve Mim harfleri yok olurdu. Çünkü bu iki harf, Ba harfi gibi Kadîm’in ayrılmaz özelliği değildir. Bu nedenle, Elif'in onlardan gizlenmesi, kendilerine bir rahmettir. Böylece onların varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmuştur.

(Şura, 42/51) ayetinde şöyle buyurulmuştur: “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut ta bir Elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Bu ayete göre Elif elçidir, Ba, Sin ve Mim harfleri ise bütün âlemdir.

 

Allah İsmindeki Sırlar

Allah ism-i şerifi Cenab-ı Hakk'ın zatını, sıfatlarını, fiillerini içine alan, hepsini birden ifade eden Lafza-i Celal’dir. Bütün kemal (yüksek) sıfatlar ondadır. Tanrı kelimesi Allah lafzının yerini tutamaz. Allah lafzı çoğul haline getirilemez. O birdir, ikilisi, çoklusu yoktur.

Kul “Allah” deyince Elif ve He harfleri ile el-Evvel ve el-Ahir isimleri ortaya çıkar. İki Lâm ile el-Bâtın ve ez-Zahir isimleri ortaya çıkar. Birinci Lâm mülk alemini gösterir. İkinci Lâm melekût alemini gösterir. Bu iki Lâm’ın birleşmesi ile orta kısımda bir parça meydana gelmiştir. Bunun gayesi mülk alemi ile melekût aleminin birbirine bitişmesidir. İşte bu orta alem ceberût aleminin merkezidir ve bu merkez nefsin makamıdır. Buna göre nefis mülk alemi ile melekût alemi arasında bir geçittir. Bu geçitte salihlerin beşeri kalıntılarından yok olmaları gerekir.

Allah ismindeki birinci Elif - ki o Hemze Eliftir – kesiktir. Yani önündeki harfe bağlanmaz. İkinci Lâm’ın Elif'i ise bitişiktir. Birinci Elif'e Zat Elif'i, ikincisine ise bilgi Elif'i denir. Elif gibi aynı özellikte olan, yani önündeki harfe bağlanmayan  5 harf daha vardır. Bu harfler Dâl, Zel, Ra, Ze ve Vav harfleridir. Elif harfi Hakk’a, Elif'in benzerleri ise varlıklara aittir. Dâl harfi cismin remzidir, Zel beslenmenin, Ra duyumsayanın remzi, Ze düşünenin, Vav ise düşünenlerin dışında dili olanların remzidir.

 

Er-Rahman İsminin Sırları

Bu isim hakkında şu hadisler vardır. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: “Allah, Adem'i kendi suretine göre yaratmıştır.” Bu hadisin başka türlü bir ifadesi de “Allah, Adem'i Rahman'ın suretine göre yaratmıştır.” Bu hadis rivayet yoluyla sahih olmasa da keşif yoluyla sabittir.

Er-Rahman ismindeki Elif, Lâm, Ra harfleri ilim, irade ve kudrete aittir. Ha, Mim ve Nun ise kelam, işitme ve görme sıfatlarını temsil eder. Bu sıfatların sayısı altıdır. Bu niteliklerin hepsinde bulunması gereken şart ise hayattır. Böylece yedi nitelik ortaya çıkmıştır. Hayat sıfatı bütün bu niteliklere eşlik eder.

Rahman ismindeki Mim ile Nun  arasındaki Elif, Zat’ı yani niteleneni gösterir. Nitelenen, niteliklerin zorunlu olarak kendisine delalet ettiği için yazıda düşmüştür.

Er-Rahman ismi Allah isminin bedeli sayılmıştır. Böylece cem’ (birlik) ve sıfatların birliği makamına işaret edilmiştir. Bu makam “Allah Adem'i kendi suretine göre yaratmıştır” diye bildiren Peygamberimizin makamıdır. Bu öyle bir makamdır ki, aksine inanan kimse hiçbir hakikati öğrenmediği gibi Yaratanı da birleyemez.

Er-Rahman ismini nitelik sayan ise, niteliklerin ayrımı makamına işaret etmiştir. Bu makam, “Allah, Adem'i Rahman'ın sureti üzerinde yaratmıştır” diye bildiren makamdır. Bu makam veraset makamıdır ve ancak iki farklı arasında olabilir. Bu makam, Bir’in gizlenmesi ve ikincinin görülmesi ile perdelenme makamıdır.

Er-Rahman isminde Mim ve Nun, Elif sayesinde “Mân” diye ayrışmıştır. Mim, kendisini ruhun simgesi saydığımız için melekût alemindendir. Kendisini cismin simgesi saydığımız için Nun, mülk alemindendir. Nokta ise ceberût alemindendir. “Mân” ifadesindeki Mim ile Nun arasındaki bitişik parça, Zat Elif'inin merkezidir. Madde yoluyla Mim ve Nun arasında birleşme gerçekleşsin diye Elif gizlenmiştir. Bu Elif şu ayette ifade edilmektedir: “Göklerin, yerin ve o ikisi arasında bulunanların Rahman’ıdır” (Nebe, 78/37). Burada Elif ruh anlamına gelir. Hakk hepsini ayakta tutandır. Ayrıca, Mim gökleri, Nun harfi de yeryüzünü ifade eder.

Araplar Allah kelimesini yadırgamamışlardır. Çünkü onlar, “Putlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları için ibadet ediyoruz” (Zümer, 39/3) diye iddia etmişlerdir. Buna göre Allah'ı biliyorlardı. Rahman ismi ise rahmetten türetildiği için, Peygamberin onlara gösterdiği mabudun hemcinslerinden olmasından korkmuşlar, bu sebeple inkar ederek şöyle demişlerdir: “Rahmân nedir ki?” (Furkan, 25/60). Buna karşı Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “De ki: ister Allah'a, ister Rahman’a dua edin, en güzel isimler O’na aittir” (İsra, 17/110).

 

Er-Rahîm İsminin Sırları

Er-Rahîm Hz. Muhammed (sav)'in niteliğidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(Peygamber) Müminlere karşı raûf ve rahîmdir” (Tevbe, 9/128). Rahîm ile besmele tamamlanmış, böylece alemin yaratılışı tamamlanmıştır. Varlığın yetkinliği Hazreti Peygambere bağlıdır. Hz. Peygamber ilk akıl ve tümel nefis olarak alemin varlığının başlangıcıdır. Hz. Peygamber'e “Ne zaman peygamber oldun?” diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: “Adem su ve toprak arasında iken”. Buna göre, Allah Teâlâ, bâtında varlığı Hazreti Peygamber (sav) ile başlatmış ve dünya aleminde görülmesiyle peygamberlik makamı sonlandırılmıştır. Bu nedenle, Peygamberimiz şöyle buyurur: “Benden sonra ne bir Resul ne de bir Nebi vardır.”

Adem (as) isimleri yüklenmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Adem'e bütün isimleri öğretti” (Bakara, 2/31). Hazreti Peygamber (sav)  ise Adem'in yüklendiği bu isimlerin anlamlarını taşıyandır. Burada söz konusu olan isimler hakikatleri ifade eden kelimelerdir. Bu nedenle Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Bana cevâmiu'l-kelim verildi”.

Er-Rahîm ismindeki Elif bilgi Elifidir. Lâm ise iradeye aittir. Ra kudrete işaret eder, o da kalemdir. Ha, Arş’a aittir. Ya Kürsî’ye, Mim harfinin başı göğe, aşağısı ise yeryüzüne aittir. İşte bunlar er-Rahîm ismindeki yedi yıldızdır. Bu yıldızlardan biri cisim feleğinde, birisi nefs-i natıka feleğinde, birisi nefsin sırrı feleğinde -  ki o sıddıklıktır - birisi kalbin feleğinde, birisi aklın feleğinde, birisi de ruhun feleğinde yüzer.

 

Besmelenin Okunmasının Faydaları

Besmele-i şerifi belirli sayılarda okumanın bazı faydalara sebep olduğu kitaplarda anlatılmaktadır. Bunun için besmeledeki harf sayısı ve harflerin ebced hesabına göre değerlerinin toplamı dikkate alınmaktadır. Besmelede yazılan 19 harf vardır. 2 tane de yazılmayan Elif'le birlikte besmele 21 harften oluştuğu ifade edilir. Besmelenin harflerinin değerlerinin toplamı ebced hesabına göre 786 dır. Bu rakamlar kullanılarak, besmeleden insanlara faydalı olacak özelliklere varılabileceği ifade edilmiştir.

• Besmelenin İsm-i Azam olduğu bazı ulema tarafından ifade edilmiştir.

• Her gün abdestli olarak sabah ve akşam 19 ve 21 defa besmele okumanın insana bir çok faydaları olduğu sufilerce  ifade edilmiştir.

• 7 gece 786 defa besmeleyi okuyan kişinin sıkıntılarının giderileceği ve işlerinin kolaylaştırılacağı kitaplarda ifade edilmiştir.

• 786 defa okunan besmele suya üflenerek içilirse, insanda muhabbetin artacağı, unutkanlığın giderileceği ifade edilmiştir.

• Bir kağıda 41 defa besmele yazılıp bir eve veya işyerine asılırsa, oraya cin ve şeytanın giremeyeceği, bereketin artacağı yazılmıştır.

Bu ifadeleri şöyle anlamak doğru olur. Besmele-i Şerif okunduğunda veya yazıldığında onun maneviyatı ortaya çıkar ve bir varlık kazanır. Bu maneviyat insanlar için bir rahmettir. Bu rahmet insanları sararsa, o insan için faydalı sonuçlar ortaya çıkar. Bu Allah Teâlâ'nın insanlara bir rahmetidir.

Bu inanışlar hurafe değildir. Ancak bunların tam sonuç verebilmesi için uygulayan kişinin gerçek bir Müslüman olması gerekir. Yani dürüst, yalan konuşmayan, haramlardan uzak duran, gerçek iman sahibi insan olmalıdır. Bu insanlar için Kur'an bir şifa kaynağıdır. Bunun böyle olduğu bizzat Kur'an'da ve hadislerde belirtilmiştir.

“Biz Kur'an'da iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan ayetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını arttırır.”  (İsra, 17/82)

“Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: iki şifa vardır, bunun biri baldır, diğeri Kur'an-ı Kerim'dir.” (Hadis)
Besmele de Kur'an'dan bir ayettir, dolayısıyla müminler için şifa kaynağıdır. Bu bağlamda besmeleyi okuyarak veya yazarak ondan şifa ve bereket beklemek yanlış değildir. Yeter ki bunu uygulayan kişi helal lokma ile beslenmiş gerçek bir Müslüman olsun.

Ancak toplumda maneviyatı inkar eden, bütün bunlara hurafe ve gericilik diye niteleyen insanlar da vardır. Bunların görüşleri bizim inancımızı değiştirmez. Bizim rehberimiz Kur'an ve sünnettir. Kur'an ayetlerinin şifa ve bereketinden istifade etmek ayet ve hadislerle teyid edilmiştir. Dolayısıyla tasavvufun insanlara açıkladığı bu türlü gerçekler hiçbir zaman hurafe ve gericilik değildir. Bunlara inanmayanlar, kendilerini bu fayda ve bereketlerden mahrum eden insanlardır.

 

Yorum ve Eleştirileriniz için :  oryanmh@gmail.com

Ana Sayfa        Tasavvuf Sohbetleri

Besmele’nin Sırları

Yayınlanma Tarihi: 15.04.2021

(Bismillahirrahmanirrahim)