Makalenin 1. Bölümünü okumak için tıklayınız

 

● İsrailoğullarının Maymun Haline Getirilmesi

“İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara “Aşağılık maymunlar olun” dedik.” (Bakara, 2/65)

Yahudilerin cumartesi günü avlanmaları yasaktı. Bugünü ibadet ve taat ile geçireceklerdi. Ancak onlar bunu dinlemeyip emri çiğnediler. Buna karşılık Yüce Allah onlara, “aşağılık ve rezil maymunlar olun” dedi. Bunun amacı onları rezil etmek, hor ve hakir kılmaktı. Bu onların çirkin ve kötü fiillerinin karşılığıdır. Maymuna dönüşen Yahudiler üç gün sonra öldüler ve kendilerinden herhangi bir nesil türemedi.

“Bu ibret dolu cezayı önceliklere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.” (Bakara, 2/66)

Yahudilerin bu şekilde cezalandırılmaları çağdaşlarına ve onlardan sonra gelecek olan insanlara bir ibret olmaları içindir. Bu şekilde onlar gibi davranacak kimselerin başına da aynı şeylerin gelebileceği belirtilmek istenmiştir. Bu da takva sahiplerine bir nasihat olmuştur.

Muhakkak ki belâ ve hüsran, iyiliğin değerini bilmeyenler için bir ceza, nimeti veren zata nankörlük edenler için uyarmadır. Eski ümmetlerde suç işleyenler, ya hemen başka bir varlığa dönüştürülüyor veya yerin dibine geçirilerek cezalandırılıyordu. Bizim ümmetimizin azabı ise, kalplerinde olmaktadır. Nitekim, “Onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz (Enam, 6/110)” ayetiyle buna işaret olunmuştur. Kalpleri bozuk olanlar dünya ve ahirette onun için hüsrandadır. Bu ibret, bazı ayetlerde de Yahudilere hatırlatılmakta ve onların doğru yola girmelerine çağırılmaktadır.

“Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan Tevrat'ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu Kitaba iman edin. Biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.” (Nisa, 4/47)

 

● İsrailoğulları Yüce Allah’a İftira Ettiler

“Yahudiler, “Allah'ın eli çok sıkıdır” dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” (Maide, 5/64)

Yüce Allah Yahudileri nimetlerle donatmıştı. Hatta, dünyanın en zengin insanları ve en fazla refah içinde yaşayan kimseler olmuşlardı. Ancak Allah'a isyan ettiler. Bunun üzerine Yüce Allah, bolluk ve refah musluğunu üzerlerinden kıstı. Bu nedenle Yahudiler, “Allah'ın eli sıkıdır, artık Allah vermekten uzak duruyor, cimrilik yapıyor” dediler. Bu iftiralar karşısında Yüce Allah onlara beddua ederek ellerinin bağlanmasını diledi. Böylece Yahudiler elleri bağlanarak insanların en cimrileri oldular. Yüce Allah onlara lanet etti. Böylece Allah'ın rahmetinden kovuldular. Oysa Allah herkese dilediği şekilde nimet vermektedir; dilediğine az, dilediğine çok verir. Bu O’nun takdiridir.

Peygamberimize indirilen ayetler Yahudilerin çoğunun azgınlığını ve inkarını arttırmıştır. Çünkü her ayet indiğinde onu inkar ediyorlar, böylece azgınlıkları ve küfürleri artıyordu. Bu tutumları karşısında Yüce Allah onların arasında kıyamete kadar kin ve düşmanlık koymuştur. Bu nedenle Yahudiler arasında daima ayrılıklar ve kavgalar devam etmiştir.

“Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.” (Nisa, 4/50)

Çünkü Yahudiler kendilerini Allah'ın oğulları ve O’nun katında temiz insanlar sanıyorlardı. Böylece Allah'a yalan yere iftira etmiş oluyorlardı. Bu iftiralar onların bütün günahlarını gölgede bırakacak büyük bir günahtır.

“Yahudiler, “Üzeyir Allah'ın oğlu” dediler, Hristiyanlar da “Mesih Allah'ın oğlu” dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!” (Tevbe, 9/30)

Yahudiler Üzeyir (as) Allah'ın oğlu olduğunu iddia ettiler. Oysa bunun imkansız olduğunu kendileri de biliyordu. Ama hakkı batıla çevirmek için nasıl Tevrat'ı tahrif ettilerse, bazı gerçekleri de Allah'a bu şekilde iftira ederek inkar ediyorlardı.

“Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından sizinle savaşmak isterler. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalpleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.” (Haşr, 59/14)

Bu ayette belirtildiği gibi Yahudilerin bir araya gelmeleri, gönül ve sözbirliği elde etmeleri mümkün değildir. Tarih boyunca bu ayrılıkları devam etmiş, bugün de devam etmektedir. Bugün İsrail devletinin Filistinlilere yaptığı zulüm ve soykırıma bazı Yahudiler karşıdır. Karşı çıkanlara İsrail acımasız bir şekilde davranmaktadır. Örneğin Yahudi iş adamı Üzeyir Garih'in 2001'de İsrail ajanları tarafından öldürülmeleri buna bir örnektir. Çünkü Üzeyir Garih’in temsil ettiği grup İsrail'in zulmüne katılmıyor ve Yahudilerin İsrail'e gitmelerini istemiyordu. Bu durum yukarıdaki ayetin hükmüne göre kıyamete kadar devam edecektir.

Yahudiler, İslam ve Müslümanlara karşı çeşitli dolaplar çevirerek zarar vermeye çalışmaktadır. Ancak Allah bozguncuları sevmediği için, bu yaptıkları bir gün başlarına yıkılacaktır. Kurdukları İsrail Devleti de bir gün Müslümanlar tarafından yıkılacak ve Filistin'den Yahudiler sürülecektir. Bundan sonra da kıyamete kadar dünyada zillet içinde dolaşacaklardır. Kıyametten sonra ki yaşayacakları azaptan  da kurtulmaları mümkün değildir. Çünkü Allah sözünden dönmez.

 

● Yahudiler Müslümanların En Şiddetli Düşmanlarıdır

“İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Biz Hristiyanlarız” diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.” (Maide, 5/82)

Yahudilerin ve ahirete inanmayan müşriklerin düşmanlıkları dünyaya aşırı bağlı ve hırslı olmalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü aşırı tamah ve hırs tüm kötü huyların kaynağıdır. Dünyaya aşırı bir şekilde bağlı olan ve hırs gösteren kimse hiçbir şeyden çekinmez ve hiçbir yasaktan kaçınmaz.

Ayette belirtilen Hristiyanların sevgisinden amaç Hristiyanların tümünü kapsamaz. Çünkü Müslümanlara düşmanlıkta Hristiyanlara da Yahudiler gibidir. Onlar da Müslümanları öldürmekte, onları perişan etmekte, yerlerini, yurtlarını, camii ve mescitlerini yıkmaktan geri durmamaktadır. Onlar da Peygamberimizi (sav) ve Müslümanları hiç sevmemekte ve onlara hiçbir değer vermemektedir. Bugün de batılı insanlar Müslümanlığı teröristle eşdeğer olarak değerlendirmektedir. Bu aslında onların İslam dininden korkmaları nedeniyledir. İslam'ı yok etmek istemelerinden dolayı İslam'ı terörist ilan edip dünya kamuoyunu kandırma peşindedirler.

Müfessirlere göre ayette bahsedilen Hristiyanlar, İslam'a giren Hıristiyanlardır. Nitekim Habeşistan Kralı Necaşî İslam'dan önce Hristiyandı. Mekke fethinden önce arkadaşlarıyla birlikte İslam'a girmiştir.

 

● Yahudilerin Dost Edinilmeleri Yasaktır

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.” (Maide, 5/51)

Yüce Allah, Yahudilerin inkar ve zulümleri nedeniyle dost edinilmelerini müminlere yasaklamıştır. Aslında onlar birbirlerinin dostudurlar. İslam'a karşı birlik halinde durmaktadırlar. Onlar İslam'ın aleyhine daima bir araya gelmişlerdir. Bunun tarihte birçok örnekleri vardır. Bu nedenle onları dost edinmek Müslüman'ın kendi varlığına zarar vermesidir.

Yüce Allah, “Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur” buyurarak, onlarla beraber cehennemi boylar demektedir. Çünkü onlarla dost olmak, onların dinini benimsemek ve onların yaptıklarına katılmak demektir. Böyle olanların akıbeti de onların akıbeti gibi olacaktır. Ancak onların inanç ve davranışlarını benimsemeden, zorunlu olduğu zamanlarda, sırf alışveriş ve ihtiyaç için onlarla temasta olmak bu tehdidinin dışındadır.

Müminler öncelikle kendi kardeşleriyle dost olmalıdır. Dininin  düşmanlarını dost edinmemelidir. Ancak zamanımızda çıkar için insanlar Yahudi ve Hristiyanlara dost olmakta ve onların da cennete gidecekleri söylemektedir. Bunlar İslam dinini saptırmak için kasıtlı, çıkar için yapılan eylemlerdir. Müslümanların bunlardan uzak kalmaları önemlidir. Aksi halde yukarıdaki ayetin hükmüne muhatap olabilirler. Bu da onlar için hem dünyada hem de ahirette büyük bir hüsrandır. Çünkü Yüce Allah zalimlere lanet etmiştir ve onları hidayete erdirmez. Bu nedenle Müslümanların şöyle dua etmeleri tavsiye edilmiştir: “Ya Rab! Göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha az bir zaman için bile; beni nefsime teslim etme!”

 

● Yahudiler Kendilerini Allah’ın Dostları Zannediyorlar

“Yahudiler ve Hristiyanlar, “Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz!” dediler. De ki: “O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azap ediyor?” Hayır, siz de O’nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O’nadır.” (Maide, 5/18)

Yahudiler, Yüce Allah'ın kendilerine oğul gibi baktığını zannediyorlar ve Yüce Allah katında özel bir yerleri olduğunu iddia ediyorlar. Böylece diğer insanlardan üstün olduklarını ileri sürüyorlar. Bu iddiaların anlamsız olduğunu göstermek için Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Onlara de ki: O halde niçin günahınızdan dolayı size azap ediyor?” Eğer onların dedikleri doğru olsaydı, Allah onlara niçin azap etsin? Oysa ayette belirtildiği gibi onlar da, Allah'ın yarattığı birer insandır. Özel bir konumları yoktur. Diğer insanlar gibi onlar da yaptıklarının karşılığını hem dünyada hem de ahirette göreceklerdir.

Allah'ın dostu olmak kuru bir iddia değildir. Bu dostluğun bazı belirtileri olmalıdır. O’nun şeriatına harfiyen uyumak gerekir. Çünkü Yüce Allah, Hazreti Peygamberin (sav) getirdiği şeriata aykırı en ufak bir davranışta bulunanı sevmez. Allah'ın sevdiği kimseler emirlerinin gereğini yapanlardır. Bu konuda insanlar arasında ayrım yapılmaz. İnsanları Allah katında farklı kılan ilim ve amelleridir. Bu farklılık yarın ahirette somutlaşacaktır. Çünkü ahiret hayatı insanların yaptıklarının karşılığını görme yeridir.

 

● Yahudiler Tevrat’ı Tahrif Etmişlerdir

“Yahudilerden bir kısmı, Allah'ın kitabındaki kelimeleri esas manasından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, “Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle dinlemez olası ve râina (bizi gözet)” diyorlar. Halbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak” deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.” (Nisa, 4/46)

Yahudiler, Tevrat'taki kelimelerin yerini başka kelimeler koyarak tahrif etmişlerdir. Örneğin Tevrat'ta Peygamberimizi anlatan “Esmer Reb’a” kelimesini, “Adem Tuval” ve “recm” kelimesini “had” ile değiştirmişlerdir. Onlar, inatlarını ve karşı gelmelerini gerçekleştirmek için kendi batıl görüşlerine uymayan sözler için: “İşittik, (fakat emrine) karşı geldik, dinde dinlemez olası” derlerdi. Böylece onlar Peygamberimizin sağır olması için beddua etmiş oldular. Halbuki Yüce Allah onların bedduasını kabul edecek değildir.

Râina kelimesinin iki anlamı vardır. Birincisi hayır ve iyilik, ikincisi kötülük, sövme ve tahkir etmedir. Yahudiler bu kelimeyi kullanarak İslam diniyle alay etmeyi amaçlamışlardır. Nitekim, “Eğer onlar”, Allah'ın emirlerini ve yasaklarını işittikleri zaman, “işittik ve karşı geldik” yerine, “işittik, itaat ettik”; “dinle dinlemesi olası” yerine, “dinle ve bizi gözet” deselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve doğru olacaktı. Ancak Yahudiler öyle yapmayıp inkarda devam ettiler. Bu nedenle de Allah tarafından lanetlendiler. Böylece Yahudiler yüzüstü bırakılmış ve hidayetten uzaklaştırılmıştır. Bu nedenle artık pek azı inanırlar.

Yahudi din adamları bu şekilde dünyayı ahirete tercih etmişlerdir. Bu alimler İslam'a göre kötü ilim adamlarıdır. Bunlar hakkında Peygamberimizin şu hadisi vardır: “Allah rızasını kazanmak için elde edilecek olan ilmi, dünya menfaati için elde edenler cennetin kokusunu duyamayacaklardır.”

Bu nedenle İslam alimlerinden Şeyh Şâzeli şöyle der: “Faydalı olan ilim, Allah'a itaat etmede yardımcı olan, O’ndan korkmaya devam ettiren ve O’nun hududuna tecavüz ettirmeyen ilimdir. O ilim, Allah'ı tanıtan ilimdir.

Şiir:

“Takvasız ilimde şeref olsaydı,

Allah'ın yarattıklarının en şereflisi İblis olurdu.”

 

● Yahudiler Haksız Yere Peygamberleri Öldürdüler

“Andolsun Biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.” (Maide, 5/70)

Yüce Allah Tevrat'ı Yahudilere farz kıldığında, Tevhid ve diğer dini yükümlülükler konusunda İsrailoğullarından söz aldı. Onlara, dini konuları kendilerine anlatmaları ve onları aydınlatmak için pek çok sayıda peygamber gönderdi. Fakat onlar Peygamberlerin getirdiği hükümlere, nefislerinin hoşlarına gitmeyince isyan ettiler ve peygamberleri yalanladılar. Hatta daha da ileri giderek peygamberleri öldürdüler. Nitekim Hazreti Zekeriya (as) ve Hazreti Yahya (as) Yahudiler tarafından katledilmiştir.

“Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını görüyor.” (Maide, 5/71)

İsrailoğulları yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını zannettiler. Çünkü onlar kendilerini Allah'ın oğulları ve dostları olarak görüyorlardı. Böylece ilahi azaptan kurtulacaklarını ümit ediyorlardı Bu. nedenle kör ve sağır oldular. Fesat ve azgınlığa dalmaya devam ettiler. Fakat sonra içinde bulundukları fesattan vazgeçip uzaklaştılar. Bunun üzerine Yüce Allah tevbelerini kabul etti. Ancak bundan sonra da tekrar Allah'a isyan ederek birçoğu kör ve sağır oldu. Bunun üzerine Hazreti İsa'yı öldürme girişiminde bulundular. Böylece onların birçoğu kör ve sağırlaştılar. Muhakkak ki Yüce Allah onların yaptıklarından haberdardır. Günahları onların unutkanlık, körlük ve sağırlığa sebep olmuşsa da, ilahi takdirde bir değişiklik olmaz. Bu nedenle Yahudiler yanlış davranışlarının cezasını mutlaka göreceklerdir. Dolayısıyla, onların ömürlerini heva ve arzularının peşinde geçirip, hak yoluna giremediklerinden, içinde bulundukları duruma ağlamaları gerekir.

Bugün de Yahudiler işlediklerin zulüm ve günahlarının nedeniyle dünya üzerinde huzur içinde değillerdir. Her an zulüm ettikleri ve katlettikleri Müslümanların bir gün kendilerinden intikam alacağı korkusu ile yaşamaktadırlar. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Bir gün, bu zulmü yapanlar dünyada yok edileceklerdir. Onların ahiretteki azabı da Allah'a kalmıştır. Her nefis ahirette yaptığının karşılığını muhakkak görecektir.

“Allah'ın ayetlerini inkar edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!” (Ali İmran, 3/21)

Ebû Ubeyde b. Cerrâh anlatıyor: “Kıyamet gününde, azabı en şiddetli olan adam hangisidir, Ey Allah'ın elçisi?” diye sordum. Hz. Peygamber de “Peygamberleri öldüren adam, ya da iyiliği emredip kötülüğe engel olmaya çalışan adamı öldürendir” diye cevap verdi ve bu ayeti okudu. Daha sonra da, “Ey Ebâ Ubeyde! İsrailoğulları günün başlangıcında bir saat içerisinde 43 peygamber öldürdü. Sonra İsrailoğullarının ibadet eden grubunda 112 kişi kalkıp, peygamberleri öldürenlere iyiliği emretme ve kötülüğü engelleme görevini yapmak istediler. Günün sonunda onları da öldürdüler.”

 

● Yahudiler Cebrail (as)’a Düşman Oldular

“De ki: Her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin k,i Kur'an'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere O indirdi. Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kafirlerin düşmanıdır.” (Bakara, 2/97,98)

Hz. Peygamber (sav) hicret edip Medine'ye geldiğinde, Yahudilerden Abdullah b. Sûrîyâ geldi ve şöyle dedi: “Ey Muhammed! Söylediğin şeyleri Allah'tan alarak sana getiren hangi melektir?” Hazreti Peygamber de “Cebrail” dedi. Yahudi, “O bizim düşmanımızdır. Çünkü o azap meleğidir. Hep savaş, öldürme, azap ve şiddet indiriyor. Bizim elçimiz Mikail’dir. Çünkü o rahmet meleğidir. Bereket, bolluk, müjde ve huzur getirir.” dedi. Bunun üzerine yukarıdaki ayet inzal oldu. Geçmiş kitapları ve Kur'an'ı Allah'ın izniyle peygamberlerin kalbine Cebrail indirmiştir. Eğer bu gerçeği dikkatlice inceleselerdi ona düşman olmaları gerekmezdi.

Kim O’nun itaatı dışına çıkarak, Allah'a, meleklere, peygamberlere, Cebrail ve Mikail'e düşman olursa, kafir olur. Hiç şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. Yani kim Cebrail'e düşmanlık yaparsa, Allah da ona düşmanlık yapar ve onu en ağır şekilde cezalandırır. Yahudilerin zaman zaman soykırıma uğramalarının nedeni olarak, bu ayetteki ikazların sebep olduğunu anlayabiliriz.

 

● Yahudiler Ölmeyi Asla İstemezler

“De ki: Ey Yahudi olanlar! Eğer insanlar arasında yalnız sizin, Allah'ın dostları olduğunuzu sanıyorsanız, o halde ölümü temenni edin, doğru iseniz?” (Cuma, 62/6)

Yahudilerin bütün insanların bir yana bırakıp yalnız kendilerinin Allah'ın dostu olduklarını zannediyorlar. bu husus başka ayetlerde de dile getirilmiştir: “Biz Allah'ın oğulları ve dostlarıyız dediler… (Maide, 5/18)” Yahudiler dediler ki: “Cennete yalnız Yahudi olanlar gireceklerdir…(Bakara 2/111)”

Yüce Allah onların yalan söylediklerini açığa çıkarmak için Resulullah (sav)’e onlara şöyle söylemesini emretti: “Eğer siz buna inanıyorsanız, bu iddialarınızda samimi iseniz ölümü temenni edin!” Yani Allah'tan, sizi öldürmek suretiyle bu imtihan dünyasından çıkarıp mükafat yurdu olan ahirete koymasını temenni ediniz ve “Ey Allah'ım! bizi öldür” deyiniz. Hiç şüphe yok ki, cennet ehlinden olduğuna kesin olarak inanan kişi, sıkıntılarıyla dolu olan bu dünyadan kurtulup ebedi aleme intikal etmek ister. Ebedi aleme de ancak ölüm ile ulaşılır.

“Ama onlar, ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzünden ölümü asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir.” (Cuma, 62/7)

Yüce Allah yukarıdaki ayette Yahudilerin cehennem ateşine girmeyi gerektiren günahları ve küfrü işledikleri için ölümü temenni etmeyeceklerini bildirmektedir. İşledikleri suçların onlara ahirette azaba uğratacağını çok iyi bilmektedirler. Çünkü onlar Allah'a isyan etmişler, Tevrat'ı tahrif etmişler, Resulallah'ın niteliklerini haber veren ayetleri değiştirmişlerdir. Peygamberleri haksız yere öldürmüşler, zulüm ve haksızlıkla insanların mallarını yemişlerdir. Bu günahların kendilerini azaba uğratacağını çok iyi biliyorlar. Yüce Allah ta onların işledikleri bu günahları bilmekte ve onlara zalim sıfatıyla nitelendirmektedir.

Ayetlerde haber verildiği gibi, bu durum aynen vaki olmuş ve onlardan hiçbiri ölümü temenni etmemiştir.

“De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndüreceksiniz. O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma, 62/8)

Yahudiler ölümden günahları nedeniyle ne kadar kaçsalar da, ölüm kendilerini vakti gelince bulacaktır. Çünkü ölüme karşı durulmaz ve her nefis muhakkak ölümü tadacaktır. Ölümden kaçmaları onlara bir şey kazandırmaz. Sonunda insanlar her şeyi bilen Allah'a döndürüleceklerdir. Onların işledikleri günahları, görünen ve görünmeyen çirkinlikleri ve amelleri kendilerine haber verilecek ve bunlar sebebiyle de cezalandırılacaklardır.

 

● Yahudiler Zulüm ve Haksızlıkla İnsanların Mallarını Yerler

“Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.” (Nisa, 4/160,161)

 Yahudiler, insanlara çok büyük zulümler yapmışlardır. İnsanlar Allah yolundan saptırmaya çalışmışlardır. Yasak olduğu halde faiz almışlardır. İnsanların mallarını rüşvet, gasp gibi haksız yollarla yemişlerdir. Bütün bu yaptıklarından dolayı onlara daha önce helâl olan bazı yiyecekler haram kılınmıştır. Örneğin deve eti, sütü ve yağı gibi.  İnkarlarında ısrar edenleri hem bu dünyada hem de ahirette acı bir azap beklemektedir. Dünyada olan azabı Yahudiler, topluca katledilmeleri ve sürülmeleri ile asırlar boyunca yaşamıştır. Yaptıklarından dolayı yarın ahirette de acı bir azaba uğrayacakları kesindir.

 

● Yahudilere Temiz ve Helâl Şeylerin Haram Kılınması

“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.” (Enam, 6/146)

Ayette belirtildiği üzere, yasaklanmalarının nedeni haksız yere peygamberleri öldürmeleri, faiz almaları, insanların mallarını zulüm ederek yemeleri ve benzeri davranışlarda haddi aşmaları dolayısıyladır.

“Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle, daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kafir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.” (Nisa, 4/160,161)

Yahudilerin yapmış oldukları her kötülük için, kendilerine ceza olarak daha önce helâl olan bir yiyecek haram kılınmıştır.

 

● Yahudilerin Dünya Üzerinde Yayılmaları

“Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları Biz, bazen nimetlerle, bazen de musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki Hakk’a dönerler diye.” (Araf, 7/168)

Yahudiler, Hakk’tan yüz çevirip, O’na sırtlarını dönmelerinin cezası olarak, sonsuza kadar bir araya gelip de bir güç oluşturmamaları için yeryüzünün her bir köşesine dağıtılmışlardır. Bunların bazıları iyi kimselerdi, bazıları da iyi değildi. İyi olmayanlar fasıklar ve kafirlerdi. Bu gruptakilerin yaptıkları kötülüklerden, küfür ve günahlarından bazen bolluk ve afiyet kapısı, bazen de kıtlık ve zorluklar kapısını kendilerine açmak suretiyle nimet ve sıkıntılarla imtihan edildiler.

Yahudiler dünyanın birçok yerinde zillete düştüler ve sürüldüler. Bugün de dağınık olarak dünya üzerindedirler. Ancak II. Dünya Savaşı sonunda, İsrail Devleti kurulabildi. Fakat bu devletin de, yaptığı zulüm nedeniyle payidar olamayacağı ve yıkılacağını tahmin etmek hiç de güç bir şey değildir.

 

● İsrailoğullarının Tekrarlanan Fesadları

“Biz kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: “ Muhakkak siz, yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız ve aşırı derecede böbürleneceksiniz.” (İsra, 17/4)

Yüce Allah, Tevrat'ta İsrailoğullarının yeryüzünde iki kere, yani üst üste fesat çıkaracaklarını bildirmiştir. Bunlardan birincisi Tevrat'ın hükmüne muhalefet edip Şi'ya’yı öldürmek ve Allah'ın gazabına karşı kendilerini uyandıran Ermiya’yı  hapsetmekti. İkincisi Zekeriya ve Yahya peygamberleri öldürüp, Hazreti İsa'nın öldürülmesine teşebbüs etmekti. Yahudiler bu yaptıklarıyla aşırı derecede böbürlenmişler ve Allah'ın emirlerine karşı gelmeye cüret etmişlerdi.

“Bunlardan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar evlerin arasında dolaşarak sizi aradılar. Bu yapılması gereken bir vaat idi.” (İsra, 17/5)

Birinci fesatlarında Yahudiler üzerine güçlü bir kavim musallat edilmiş ve bu kavim Yahudileri Kudüs'te katletmişti. Bu güçlü kavim Babil mecusilerinden Buhtunassar’dı. Bu kavmin insanların evlerinin arasında dolaşarak nerede bulsalar Yahudileri öldürmüşlerdir. Onların mallarını yağmalamışlardır. Tevrat'ı yakmışlar ve mescidi yıkmışlardı. Bu Allah tarafından yapılması gereken bir vaat idi. Çünkü bir kısım zalimleri diğer zalimlerin üzerine musallat edilip cezalandırılması ilahi adettendir, yani sünnet-i ilahidir.

“Sonra tekrar size onları yenme imkanı verdik. Ve sizi servet ve oğullarla destekledik. Savaşçılarınızı çoğalttık” (İsra, 17/6)

Birinci katliamdan sonra Yahudiler uzun bir süre fesat çıkarmaktan vazgeçtiler. Tevbe ve kullukta bulundular. Bunun üzerine Yüce Allah onlara tekrar eski güçlerini iade etti.

“Eğer iyilik ederseniz kendinizi etmiş, kötülük ederseniz yine kendinizi etmiş olursunuz. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler diye onları tekrar göndereceğiz.” (İsra, 17/7)

Ancak Yahudiler tekrar fesat çıkarıp bozgunculuğa başlayınca, onları tekrar cezalandırmak için başka bir kavim gönderilmiştir. Bunlar Romalı Tortus ve ordusudur. Romalılar Kudüs'ü işgal edip Yahudileri katlettiler ve yağmaladılar.

Ancak Yahudilerin fesat çıkarmaları bununla kalmayıp bugüne kadar tekrarlanarak devam etmiştir. Bugün Filistin'deki katliamlar ve zorbalıklar Yahudilerin bir fesadıdır. Bu fesadın da bir gün, Allah'ın güçlü bir ordusunu Yahudilerin üzerine göndererek sona erdireceği beklenmelidir. Bunu teyit eden Peygamberimizin bazı sahih hadisleri de vardır.

Eski hocalarımızdan duyduğumuz bir hadise göre,  “Kıyamete yakın Yahudiler devlet kuracaklar, fakat payidar olmayacaktır.” Ebu Hureyre (ra)'dan rivayet edildiğine göre Resulallah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar Yahudilerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacak. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç Yahudi'yi kovalayan kimseye, Ey Müslüman! arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür diyecek. Yalnız kargat ağacı bir şey söylemeyecek. Çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır.”

Bazı İslam alimlerine göre Yahudileri bitiren savaş Türklerle Yahudiler arasında bugünkü Amik Ovası civarında olacaktır. Bu savaşta Yahudiler yenilecek ve devletleri yok edilecektir. Bu sonucun Yüce Allah'ın bir sünnet-i ilahisi olacağını söyleyebiliriz. Çünkü Yüce Allah'ın sünnetin ne olduğu yukarıdaki ayetlerde ifade edilmiştir.

 

Sonuç

Kur'an-ı Kerim'de İsrailoğulları ve Yahudilerle ilgili birçok ayet vardır. Bu ayetler incelendiğinde İsrailoğullarının 3.500 yıllık tarihinin her safhası için bilgiler verildiği görülmektedir. Biz de bu yazımızda bu bilgileri açıklamaya çalıştık.

Yahudilik, Hz. Musa (as)’a verilen Tevrat ile şeriatı belirlenmiş olan bir semavi dindir. Ancak Tevrat'taki bazı hükümler, o günkü Yahudilerin bazılarının hoşuna gitmediğinden isyan etmişler ve Hz. Musa'nın emirlerini dinlememişlerdir. Daha sonra gelen peygamberler ve Yahudi din adamları onları ne kadar uyarsalar da, bir kısım Yahudiler kabul etmemekte ısrar etmişlerdir. Bu isyanlarının sonunda Tevrat'ı tahrif etmişler ve daha da ileri giderek bazı peygamberleri ve nasihat eden din adamlarını öldürmüşlerdir. Bu tutumları Yüce Allah'ın ve bazı peygamberlerin Yahudileri lanet etmesine neden olmuştur.

 Bunun sonunda Yahudilik çeşitli toplu katliamlara uğramış ve dünyanın dört bir tarafına dağılmışlardır. Böyle bir ortamda Yahudiler bir devlet kuramamışlar ve diğer toplumların çeşitli eziyet ve sürgünlerine maruz kalmışlardır. Yahudiler, II. Dünya Harbinden sonra Filistin'de İsrail devletini kurmuşlardır. Ancak bu devletin Filistin halkına haksızlık, tecavüz ve katliam yaptıkları için devamlı olmasına imkanı yoktur. Çünkü Allah'ın sünneti budur. Sonunda bu devlet yıkılacak ve bu bölgedeki Yahudiler katledilerek sürülecektir. Bunu teyit eden Peygamberimizin (sav) sahih hadisleri mevcuttur.

Yazımızda anlattığımız hususlar bütün Yahudiler için değildir. Bugün Yahudiler de kendi aralarında birlik değildir. Bazı Yahudiler yapılan haksızlık ve zulmün karşısında durmaktadır. Bu nedenle de Yahudiler arasındaki çekişmeler ve kavgalar yıllarca devam etmiştir. İslam dini muhakkak ki doğru olanın yanında, yanlış yapanın da karşısındadır.

Yüce Allah'ın dünya hayatı için koyduğu şeriatı kesindir. Bu şeriata yalnız Yahudiler değil, bütün insanlar tabidirler. Haksızlık ve zulüm yapanlar muhakkak başka bir kavim tarafından yok edilecektir. Bu gerçek tarih boyunca teyit edilmiştir. İnsanlar, kendi elleriyle kazandıklarının karşılığı olarak birçok felaketlerle karşılaşacaklardır. Bu Yüce Allah'ın bir takdiridir. Buna karşı koymaya kimsenin gücü yetmez. Kur'an ayetleri ve Peygamberimizin bu konudaki hadisleri kesin hükümler içerir. Bu hükümler bütün insanlar için uygulanır. İnsanların yaptıklarının nihai hesabı yarın ahiret hayatında görülecektir. Herkes hakkını orada alacaktır. İlahi adaletin gereği budur.

Biz Müslümanlar olarak bu ilahi adalete inandığımızdan, daima haksızlık yapmaktan geri dururuz. Allah'ın emir ve yasaklarını dünya hayatında uygulamaya çalışırız. Bu emir ve yasaklarda birisi de insanlara bu gerçekleri tebliğ etmektir. Yazılarımızın amacı da “Emir bi’l-Ma’rûf Nehiy ani’l-Münker” prensibini uygulamaktır. Bu nedenle İsrailoğulları ve Yahudiler ile ilgili yazdıklarımız bu bağlamda anlaşılmalıdır. Yoksa amacımız anti-semitizm değildir. Tarihte Yahudilere karşı, özellikle Alman nazilerinin uyguladığı soykırımı Müslümanlar da kınamış ve lanetlemiştir.

Daha önce gönderilen semavi dinlerin bugün için geçerliliği kalmamıştır. Bugün İslam dininin şeriatı geçerlidir ve kıyamete kadar da baki kalacaktır. Bu nedenle Yahudi ve Hristiyanlar’ın İslam dini ve Peygamberimizin aleyhine tutum sergilemeleri tamamen yanlıştır. Aslında gerçek Tevrat ve gerçek İncil incelendiğinde bu hakikat hemen görülür. Hem Tevrat'ta hem de İncil'de son peygamberin kim olduğu açıkça bütün özellikleri ile yazılıdır. Ancak tahrif edilmiş Tevrat ve İncil'de bunlar görülmez. Bu hakikati Yahudi ve Hristiyan alimleri de bilmektedirler. Fakat ellerindeki dünya hakimiyetini kaybetmemek için gerçekleri değiştirerek insanlara anlatmaktadırlar. Bu asırlarca böyle yapılmıştır.

Ancak bu davranışları gerçeği ve geleceği değiştirmeyecektir. Yüce Allah'ın çizdiği kader çizgisi O’nun takdir ve iradesi ile kıyamete kadar devam edecektir. Kıyametten sonra insanlar yaptıklarının hesabını ilahi adalet önünde verecektir. Biz yazılarımızla insanlara bu gerçeği duyurmayı amaçlıyoruz. Bu bizim İslami bir görevimizdir. Bu yazdıklarımızdan ders alacak olanlar kendi nefisleri için ders alacaktır. Biz bütün insanların İslam çizgisinde buluşarak, yarın ahirette İlahi Adalet karşısında mutlu ve hayırlı bir sonuçla karşılaşmalarını diliyoruz.

 

Kaynaklar

“Anti – Semitizm”, Eva Groepler, Belge Yayınları, İstanbul, 1999

“Hak Dini Kur'an Dili”, Elmalılı Hamdi Yazır, Eser Kitabevi, İstanbul, 1976

“İsrâil (Benî İsrail)”, TDV İslam ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr

“İsrailoğulları”, Vikipedi, https://tr.m.wikipedia.org

“Kur'an-ı Kerim'de Yahudilik ve İsrailoğulları” Risale-i Nur Enstitüsü, https://www.risaleinurenstitusu.org

“Kur'an'da Yahudilik ve İsrailoğulları”, Servet Zeyrek, Bir Yayıncılık, İstanbul, 2017

“Rûhu’l Beyân Tefsiri”, İsmail Hakkı Bursevî, Damla Yayınevi, İstanbul, 2010

“Sahîh-i Buhârî”, İmam Buhârî, Polen Yayınları, İstanbul, 2008

“Sahîh-i Müslim”, İmam Müslim, İrfan Yayıncılık, İstanbul, 2003

“Siyonizm’in ve Yahudiliğin Gizli Tarihi”, İsmail Çorbacı, Çınaraltı Yayın, İstanbul, 2020

“Yahudilik”, TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr

“Yahudilik”, Vikipedi, https://tr.m.wikipedia.org

“Yahudiler ve Yahudilik ile ilgili 40 Soru, 40 Cevap” Türk Yahudi Toplumu, https://turkyahudileri.com

 

 

Yorum ve Eleştirileriniz için :  oryanmh@gmail.com

Ana Sayfa          Makaleler

 

 

 

 

Ayet ve Hadislerde Yahudilik

(2. Bölüm)

Yayınlanma Tarihi : 23.04.2023